
03.08.1926
49 TÜRK İSYANA TEŞVİK ETMEKLE SUÇLANIYOR
Yarısı Mahkemeye Çıktı • 16 Kişi İçin Ömür Boyu Ceza İsteniyor
Bugün İstiklal Mahkemelerinde İttihat ve Terakki Cemiyeti lider ve üyelerinin yargılanmasına başlandı. 49 kişi suçlanıyor ama mahkemede suçlamalar okunurken sadece yarısı mevcuttu.
Suçlamalara göre, Mustafa Kemal’e yakın zamanda İzmir’de düzenlenmeye çalışılan suikast ne ilk ne de sondu. Bir darbe planının ilk aşamasıydı ve bu darbe planını Kara Kemal liderliğinde, İlerici Fırka ile İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri hazırladılar.
Ayrıca İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri ülkeyi 1. Dünya Svaşına sokmakla suçlanıyor ve 16 sı için ömür boyu kürek mahkumluğu cezası isteniyor. Bunlardan bazıları; eski meclis başkanı Cavit Bey, eski İstanbul emniyet amiri Azmi Bey, Tanin’in eski editörü Hüseyin Cahit Bey ve eski başbakan Rauf Bey. Diğer kişiler için daha az ceza isteniyor.
Eski ordu mensubu ve yazar Küçük Talat Bey, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin 1. Dünya Savaşı sırasındaki eylemleri konusunda çapraz sorguya çekilecek. Sorguda savaşa neden Almanya ile girildiği de araştırılıyor.
Mahkumun ifadesine göre savaşın sonuna doğru Enver Paşa her koşulda savaşa devam etmek istemiş ama Talat Paşa teslim olma fikrini öne sürmüş. Bu arada yargıcın hiçbir mahkum için idam cezası vermemesi herkesi şaşırttı.
05.08.1926
TÜRKLER TİCARET ODAMIZI KAPATTI
İstanbul’daki Amerikan Ticaret Meclisi Ankara’dan gelen emirle kapatıldı.
06.08.1926
TÜRKİYE MİLLETLER CEMİYETİ'NE GİRMEYİ DÜŞÜNÜYOR
Türk Hükümeti bir süredi Milletler Cemiyeti olmanın uygunluğunu tartıyor. Sovyetler Birliği buna karşı çıkıyor ve Türkiye’yi Cenevre çemberinin dışında kalması gerektiği konusunda uyarıyor.
Sovyet yanlısı hükümet yetkilileri Cemiyet karşıtı kampanyalar yürütüyor. Musul konusu da Cenevre yerine İngiltere ile direk ilişki kurularak çözülmüştü.
10.08.1926
İTALYA ve TÜRKİYE ARASINDA ANTLAŞMA İMZALANDI
İtalya türk elçisi Muhtar Suad Bey ve Mussolini arasında adli bir anlaşma imzalandı. Yakın zaman konsolosluk anlaşması da imzalanacak.
Türkiye’nin cemiyete girmesini en çok isteyen ise Almanya. Almanya’nın yakın zamanda Cemiyetin Konseyinde yer alması bekleniyor ve en son ve güçlü müttefikini yanında görmek istiyor.
Locarno anlaşmaları imzalandığında geçen ekimde Rusya ile Türkiye arasında herhangi birine zarar verebilecek bir cemiyete üye olunmaması ile ilgili bir anlaşmaya varılmıştı.
16.08.1926
TÜRKİYE, POLİS BASKININI REDDEDİYOR
Yabancı Ticaret Odası Sehven Kapatılmış
Ankara’daki Türk Yabancılar Ofisi’nin Babıali temsilcisi Nusret Bey; dış ülkelere çağrıda bulunarak ticaret meclislerinin kaptılmak istenmediğini, geçen hafta yapılan polis ziyaretlerinin ile sehven yapıldığını söyledi.
Yakında meclislerden isimlerini değiştirmelerini isteyeceklerini bildirdi. İngiltere Ticaret Meclisinde bugün yapılan açıklamada hükümeti ilgilendiren konuların muhatabının büyükelçilik olduğunu belirtildi. Meclis bugün açıldı ama menşe şehadetnamesi düzenlemeyecek.
20.08.1926
TÜRKİYE EMRİ GERİ ÇEKTİ
Ticaret Meclisleri İstanbul’daki Faaliyetlerine Devam Edecek
İngiliz Ticaret Meclisini kapatan polisler tekrar dönüp meclisin kapatılmayacağını, isminin değişmesi gerektiğini bildirdiler.
Farklı ticaret meclis üyeleri durumu tartıştı ve resmi organlara sordular. Avukatlara göre ingiliz meclisinin kendi ismini kullanmaya, Lozan Anlaşması sayesinde her türlü hakkı var. İngiliz meclisinin merkezi Amerika’da bulunuyor ama İtalyan ve Fransız meclislerinin merkezleri Amerika’da değil.
Delegelere göre meclisler aynı isimleriyle rutin işlemlerine devam etmeliler. Eğer türk yetkililer isim değişikliğinde ısrar ederlerse, meclisler tümden kapatılmalıdır.
Ankara’da ilgili güçlerin yaptığı diplomatik şikayetler işe yaramış görünüyor, ama hükümet de isim değişikliği konusunda ısrarcı olacaktır.
26.08.1926
KEMAL'İN SON DÜŞMANLARI DA İDAMA MAHKUM EDİLDİ
Cavit, Nasim, Hilmi ve Nail Darbe Teşebbüsü İle Suçlanıyor
Mustafa Kemal dört baş hasımını ölüme mahkum etti. Bunlar eski ekonomi bakanı Cavit Bey, eski eğitim bakanı Nasim Bey, eski vekil Hilmi Bey ve eski İttihat ve Terakki Parti sekreteri Nail Bey. Bu gece asılacaklar. Bu kişiler 1908 ‘de sultanı deviren ve dünya savaşındaki yanlış kararlarına kadar ülkeyi başarılı bir şekilde yöneten İttihat ve Terakki Parti’sinin son yaşayan üyeleriydi.
Asılmalarına üç hafta süren istiklal mahkemesi duruşmalarından sonra karar verildi. Padişah zamanında olsa bu kişiler bir çuvalın içine konulup Boğaziçi'nden denize atılırlardı. Kemal isterse padişah gibi davranabilir. Muhalefetten tamamen kurtulmuş durumda.
Diğer Parti Liderleri Öldü
Yirmi yıl önce Türkiye’nin özgürleşmesi için bir adım olarak görülen İttihat ve Terakki Parti’si sona gelmiş oldu. Cemal ve Talat bey ermeni suikastçiler tarafından öldürüldü. Savaşı Almanya’nın kazanacağı fikrine kapılarak büyük bir hata yapan Enver Paşa Türkistan’da öldürüldü. Cavit’in Mustafa Kemal’in elindeki sonunu öngören Kara Kemal yakın zamanda intihar etti.
Üç yıl önce Mustafa Kemal yunanlıları karşı büyük zaferini kazandıktan sonra Kara Kemal kendisine İttihat ve Terakki Parti’sinin ortaklığını teklif etti. Kemal’in red yanıtı kısa oldu. Sonra Cavit Bey bir muhalefet partisi hazırlıklarını girişti taki asılana kadar.
Türkiye’de artık tek bir otorite ve tek bir düşünce hakim. Avrupa’daki diktatör algısına göre en başarılı kişi o. İspanya, Polonya, Yunanistan ve İtalya’da politik mahkumlar var. Ama hepsi gerçek bir diktatörlük nasıl olurun yanıtını Ankara’da arayabilir.
27.08.1926
AMERİKAN HASTANESİ KAPATILDI
Türklere Göre Kliniğin Ruhsatı Yok
Tuğamiral Mark L. Bristol’un işlettiği İstanbul’da bulunan bebek kliniği hükümet tarafından kapatıldı. Amerikan kadınlarından oluşan bir komite kliniği yönetiyordu. Doktorlar türk tedavi görenlerde türk bebekleriydi.
Polis, kliniğin ruhsatı olmadığı için kapatıldığını ve hükümetin emirlerini yerine getirdiğini söyledi.
27.08.1926
BİR ZAMANLAR TÜRKİYE'NİN YÖNETİMİNDE YER ALMIŞLARDI
Bugün Ankara’da asılmalarına karar verilen dört türk kumpasçı hakkında Londra times editör şöyle yazıyor; “ 20 yıl önce İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri Sultan Abdulhamidin despotizmine karşı ordunun yardımını almaya çalışıyordu. Genç bir doktor olan Nazım Bey Anadolu’da garnizon garnizon dolaşarak mücadelelerine destek arıyordu. 10 yıl önce bu cemiyet gücünün zirvesindeydi. Hırslı ve acımasız liderler; Enver, Cemal ve Talat Paşalar Osmanlıyı bir demir yumrukla yönettiler. Avrupanın en büyük fransız ve ingiliz orduları İstanbul’un kapılarında boş yere gürledi, Rusya’nın Kürdistan’ı işgali durduruldu, Kutul Amare’de ingiliz ordusu teslim oldu. Talat ve Dr. Nazım ermeniler toza gömdü, Cemal arapları dize getirdi, Kafkasya ve Mısır’ı işgal planları yapılıyordu. “
“Dün İstiklal Mahkemesi İttihat ve Terakkinin yaşayan en büyük dört liderinin darağacında asılmasına hükmetti. Diğerleri içinde ömür boyu kürek mahkumluğu cezaları verildi. Bir zamanlar kritik ve önemli bir asları olan şimdi ülkeyi yöneten Mustafa Kemal Paşa’ya suikast girişimi ile suçlanan bu kişiler artık hiçbir sultanı deviremeyecek. Devrim kaynağını yemiş oldu.”
27.08.1926
DÖRT TÜRK LİDER ANKARA'DA ASILDI
Nazım, Cavit, Nail ve Hilmi Başkanı Devirme Suçu Nedeni İle İdam Edildi • Şimdiye Kadar 17 Kişi İdam Edildi • Bir Kişi Daha Asılmayı Bekliyor • Zeki Söylev Savunmayı Yaraladı
Dr. Nazım Bey, Cavit Bey, Nail Bey, ve Hilmi Bey İstiklal Mahkemesi kararı sonucu dün Ankara’da asıldılar. Rauf Bey ve Rahz Bey ömür boyu hapse mahkum olurken, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin üç sekreteri Ethem, Hüsnü ve Vehbi Beyler daha kısa süreli cezalara çarptırıldı.
Hüküm okunurken, ki idam cezasına çarptırılan dört kişi bu hükmü dinleyemedi çünkü hapiste tutuldular, Ali Bey İttihat ve Terakki Partisi liderlerinin yanlış bir kararla ülkeyi savaşa soktuktan ve kaybettikten sonra, iktidarı yeniden ele geçirmek için gizli bir komite kurduklarını belirtti. Ayrıca Cavit Bey’in evinde mevcut hükümeti devirmek için gizli bir toplantı yapıldığını da söyledi.
Muhaliflerden 17 Kişi Öldü
Avrupa’da 17 kişinin başarısız olmuş bir suikast girişimi nedeniyle asılması olağandışı görülebilir ama burada politik ve diğer standartlar çok farklı. Çoğu türk bile Cavit Bey’in son anda affedileceği iddiasına şaşırmıştı. Şimdi Ankara duruşması sonlandığına göre ülke normal seyrine dönebilir. Ama İzmir komplosu izole bir hareket mi yoksa başka komplolara yol açabilir mi merak konusu.
Herkes tarafından başarılı bulunan eski ekonomi bakanı Cavit Bey bir buçuk saatlik konuşmasında, mahkemenin kendisine daha nazik davranması gerektiğini belirtti. Daha sonra savunmasına genel ve kişisel olmak üzere ikiye bölerek yaptı. 1924’de ülkenin savaşa girmemesi için elinden geleni yaptığını söyledi. İngiliz, fransız ve italyan temsilcilerle görüştüğünü ve onlardan Osmanlının işgal edilmeyeceği sözünü aldığını belirtti. Karadeniz’de Rusya bir kıyı şeridini bombaladığında, takım arkadaşlarından tamamen ayrıldığını, hatta arkadaşlarının bu sebeple kendisini öldürmek istediklerini söyledi.
Kara Kemal’i Meşru Saymadım
Kara Kemal’in gıdan sorumlu olmasına hep karşı çıktığını belirten Cavit Bey, gıda işletmelerine karışmanın yanlış olduğunu hep belirttiğini iddia etti. Savaş zamanı Almanya Türkiye’yi banknotlara boğmak istediğinde, Talat Paşa ve Alman elçiyi bu projenin iptali için ikna ettiğini böylece büyük bir enflasyondan ülkeyi kurtardığını belirtti.
Cavit Bey İttihat ve Terakki Partisinin planlarından haberdar olmadığını, sadece ülkesinin gelişmesini isteyen normal bir vatandaş olduğunu ekledi.
Kişiliğine yönelik suçlamalara gelince, ülkeye 60 milyon dolarlık borç bulduğunu ve devlet görevlilerinin maaşlarının ödenmesini sağladığını, ayrıca Berlin ile İstanbul arasındaki telgrafların maliyetinde de yasadışı bir şey yapılmadığını belirtti.
“Bir banka da haftalık 4 dolarla işe başlamamdan itibaren tüm hesaplarım incelenebilir. Milyonlarla oynadım ama kendime ait bir evim dahi yoktur.”
Son olarak Cavit Bey şöyle bitirdi; “ Umarım vereceğiniz karar kalan yıllarınızda size vicdanen rahatsızlık vermez. Söylediklerime inanmış iseniz ne ala, ama inanmamışsanız ne yapabilirim, kader ?”
Konuyu İhmalle Eleştirildi
Cavit’in ilmik yanında sallanırken verdiği ifade şüphesiz ki tarihe geçecektir. Ama asıl suçlama olan Kemal’e suikast planı hakkında net bir ifade veremedi. Konun etrafından dolanmakla itham edildi. Cavit şöyle dedi; “Tanrı insana negatif görüşü kanıtlama yeteneği vermemiştir. Ne yaptığımı elbette kanıtlayabilirim ama sizi suçlu olduğuma ikna edemem.”
Cavit Bey’in mahkemeden çıkarken yanında bulunan görevliye yargıçlarda istediğim intibayı uyandıramadım, asılacağım dediği söyleniyor.
28.08.1926
OSMANLI ATALARI
Mustafa Kemal’in rakiplerini ölüme mahkum etmesinin iç etkileri ne olursa olsun, hem kendisinin hem de yeni cumhuriyetin dışarıdaki itibarını azaltıyor. Türklerin hayata bakış açısı batıdakinden daha az insani görünüyor. Beyazıt Timur’a kaybettiğinde, ölen askerleri için yas tutmamış, çünkü müslümanlara göre ölüm askerler için mutlu bir son. Ama topal timus bu mutlu sonu Beyazıt’a bahşetmedi ve onu bir kafese attı. Vahşi bir hayvan kafesiydi bu ve nereye giderse kendi yanında onu da taşıdı Timur. Ta ki ölüm Beyazıt’ı bulana kadar. Bir insan için ne kadar acımasız bir son.
Batılıların türklerin sonunda modern düşünceyi benimsediklerine dair inançları Mustafa Kemal’in rakiplerini öldürtmesiyle azalıyor. Hadi şunları unutmayalım; eğer aynı pozisyonda olsalardı bu muhalif ldierler de Kemal’e aynısını yaparlardı, bu kişiler ülkelerini ittifak devletlerinin yanında savaşa soktular, yine bu kişiler ermenileri ve arapları bastırdılar ama iki büyük liderleri kıymak istedikleri ermeniler tarafından öldürüldü. Tüm bu gerçekler yine de asılmalarını haklı göstermiyor. Beş yüz yıl önce Osmanlıda kardeş katli kuralı getirildi. Buna göre başa geçen hükümdar, rakip kardeşlerini öldürtebiliyordu. Mustafa Kemal ne kadar bir cumhuriyetin başkanı da olsa eski Osmanlı adetlerinden henüz kopmamış görünüyor. Tabi bu infazlardan önce suçlular İstiklal Mahkemelerinde yargılanıyor. Ama İzmir’de asılan 13 kişi mevzusu adaletten çok bir intikamı işaret ediyor. Bu infazlar Amerika’da Lozan’ın onaylanmasını isteyen kesiminde şevkini kıracaktır. Partizan tarafgirlikten çok mahkemeden adalet beklenmelidir.
Türkiye’de kadınların özgürleşmesi için bir çok şey yapan ve Mustafa Kemal’e eski bir padişahın mezar taşında bulunan şu sözleri atfeden; “Ben zenginleri değil kıtlık çeken fakirleri yönetmek için bu göreve geldim. Türk ırkı için gece uyumayacak, gündüz dinlenmeyeceğim. Ölene kadar halkım için çalışacağım”, Halide Hanım şu an ev hapsinde tutuluyor. Sırf hükümetin birkaç uygulamasını eleştirdiği için. Bu sözleri kendisine atfettiğinde Mustafa Kemal iktidarı tam ele geçirmemişti, acaba Halide Hanım kendisi için bugün de aynı hisleri duyuyor mudur ?
Bu tarz liderler yaşadıklarında bir cumhuriyetin kurulup sağlamlaştırılmasında büyük rol oynayabilirler, ama ölümleri kurdukları yapının zayıflamasına ve bölünmesine yol açabilir. Ama bu tarz bir yol gerçek demokrasinin yolu değildir.
28.08.1926
DAESCHNER TÜRKLERE ELÇİ OLDU
Eski Fransız Elçisi Sarraut’un Yerini Aldı
Eski görev yeri Amerika olan Emile Daeschner Türkiye’ye fransız elçisi olarak atandı. Daeschner’in nerede görev yapacağı hükümet kararını bekliyordu. Fransa Türkiye’ye jest yaprak elçisinin Ankara’da görev yapmasına ikna olmuş görünüyor.